TÜRK BİLİMİ TÜRK DÜNYASI Türk dünyasının bilim yayını

‘Z-Genel’ Articles

Farkında Varamadığımız İsraf…“Teñin Tapsan, Tegin Ber” (Dengini Bulursan, Bedava Ver)

“Teñin Tapsan, Tegin Ber” (Dengini Bulursan, Bedava Ver)
Değerli okurlar. Konu başlığında vurguladığım nakil sözden belki Başlık Parası akla gelebilir. Oysa aşağıdaki makalemde israftan bahsediyorum.
Türkiye Kazak Türkleri 250 yıl once Kazakistandan Doğu Türkistan’a ve sonra 60 yıl önce Türkiye’ye gelmişlerdir. 60 yıl öncesinde düğünlerde sayısız at, deve, koyun kesilerek düğün yemekleri verilirdi. Bunun etkisinden dolayı Türkiye’ye gelince de toplumumuzun nüfusuna göre yine çok fazla koyunlar kesilirdi ve düğün ziyafetleri gerçekleşirdi.
Kimimiz kırsal yerlerde, kimilerimiz kentlerde yaşasak ta zamanın şartlarına göre bu masrafların altından rahatça kalkabiliyorduk.
Evlilik düğünlerimiz her iki tarafta sürekli tekrarlanan ziyafetlerden ibarettir. Temel yemekli düğünlerden hariç akşam yemeklerinde de kesilen koyunlar, düğün sonrasında akrabaların davetleri ve hep ziyafet, ziyafet… (Cenazede verilen tasadduk yemeklerinin de düğün masraflarından geri kalır yanı yoktur.)
Bundan 30 yıl önce dünürlerin bir günkü düğününde en az 10 koyun kesilirken, iade-i ziyafetlerle beraber yapılan bütün düğünler boyunca toplam 40 koyun kesilirdi dersem abartmış olmam.
Son yıllarda ekonomik şartlara göre her iki taraftan kesilen koyunlar yine de 15-20’ye varır.
Düğünlerimizin temel masrafı sadece bu koyun fiyatlarından ibaret değildir. Karşılıklı hediyeleşmeler, çay sofralarındaki envai çeşit taamlar ve daha neler-neler…
Bunları günümüzde indirgemeye çalışmamız gerekirken eskilerde olmayan yeni adetler eklenmekte ve israfa dönüşmektedir.
Oysa bir düğünde yapılan masraflarla, bir çift daha evlendirilebilir.
Sakın ha! Sosyal intihara sürüklenip gitmeyelim.
·  · Paylaş

Popularity: 2% [?]

Gürbüzler Köyü..! O Köy Bizim Köyümüz.

“Köylü milletin efendisidir” M.Kemal ATATÜRK

Sözün tüm içtenliği ile yaşandığı bir yer, 07 Temmuz’da ulaşımı İstanbul Ataşehir Belediyesinin üstlendiği, organizasyonu Umut Treni yardımlaşma ve dayanışma derneği, Aznavur Sanat yetkililerinin uyarladığı Zonguldak’ın Devrek ilçesi, Gürbüzler köyüne misafir edildik.

Devrek tarihsel ve kültürel olarak İsa’dan önce 5000 yıllık kavimler topluluğuna ev sahipliği yapmış bir coğrafya, Gürbüzler köyü Devrek merkeze 18 km. yakınında kurulmuş olan tipik Karadeniz köyü.

Köye düzenlenen gezide Türkiye çapında fotoğrafçılığa gönül vermiş, doğayı seven yardımlaşmayı insanlık vazifesi olarak gören, fotoğraf makinelerinin objektiflerinden gönül gözüyle bakan, günümüzde sayılarına az rastlanan topluluk birliği ile gidildi.

Bir yazar olarak bende geziye dahil oldum.

Köyde kaldığımız iki gün içerisinde köy muhtarı Sn. Baki Çığbasmaz, Devrek Belediyesi görevlisi Sayın Semra TAŞKAYA, gezi rehberimiz Şahin KARAKULUNÇ, ve bizler ile ilgilenen Canlar topluluğu.

Sosyal yaşamın ana çekirdeği olan köyler, toplum üzerindeki saygı, sevgi dayanışma ve efendiliği nasıl muhafaza ettiklerinin en önemli örnekleri.

Gürbüzler Köyü, ahalisinin amacı, köylerini yurt içi turizme açıp Türkiye’de ruhsal dinginlik bakımından örnek alınacak köyler statüsüne sokmak.

Geziye katılan  ve dışarıdan köye gelenler, şimdiden Türkiye’nin belli başlı köyleri arasında yer aldıklarını, gerek duygularıyla gerek sözlü beyan ediyorlar.

Ayrıca, Gürbüzler köyünde giyim- kuşam, en önemlisi engelli bir genç kadeşimizin ihtiyacı olan tekerlekli sandalyeyi, Ulaşımı, İstanbul Ataşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı, Sayın İnci BEŞPINAR’ın desteği.

İhtiyaç ve malzemeleri Umut Treni Derneği Başkanı Sayın Burhan GÜLER, Başk.Yard. Sayın Melda ÖZATEŞ, Üyeler, Sayın Hüseyin YILMAZER, Cihan NUR ERKAY, Nesrin KÜMBETLİOĞLU, Banu TİMUÇİNER, Dernek adına Kitap, giyim-kuşam ve bir adet ihtiyaç dahilinde, engelli kardeşimize teslim tekerlekli sandalye verdiler.


Gezide hem katılımcı, hem de doğada meditasyon ve yoga ile rahatlama imkanı veren Sayın Erdoğan YENİCE katkıda bulundu.

Zonguldak Devrek İlçesinden Grubun gezi programına katılan bir genç yürek Sayın Kahraman BEKÇİLİ ve arkadaşları, Fotoğraf Sanatçıları yer aldı. Devrek içerisinde İstanbul’dan katılanlara tur rehberliği yaptılar.

Organizasyonu hazırlayan ve iki güzel günün muhteşem bir şekilde geçmesini sağlayan, Fofoğraf Sanatçısı ve Aznavur Sanat Merkezi Sahibi Sayın Neslihan YAZICILAR, bu gezilerin devamın geleceğini, fotoğraf sanatçılığının,kültür ve insanlarımızı en iyi şekilde tanıtmak için var olduğunu, kendisinin ve diğer sanatçı arkadaşlarının bu yolda yürüdüklerini gezi esnasında belirtti.

Bir avuç Efendi gönüller feth ediyorlar.

Zonguldak, Devrek ilçesine bağlı bir köy var.

Gitmeniz gereken görmeniz gereken bir köy.

Tüm Canları bekliyoruz  diyen, Gürbüzler Köyü.

Milletimin Efendileri olan, tüm köylülerimize selam olsun.

Zonguldak İli Devrek İlçesi, Gürbüzler Köyüne düzenlenen Geziye katılanlar ve dahil olan tüm Canlara Kucak dolusu sevgilerimle.

Devamını en yakın zamanda tekrarlamak dileği ile.

Emrah BEKCİ

Araştırmacı Yazar

Popularity: 3% [?]

DÜNYA “BİZİ”KONUŞUYOR

Alptekin, 4:05.31’lik derecesiyle şampiyonolmayı başardı ve altın madalyayı boynuna taktı. Yarışa son kulvarda başlayan dünya salon üçüncüsü milli atlet, kontrollü bir yarış çıkardı. Arka sıralardan yavaş yavaş önlere ilerleyen Alptekin, mücadelenin bitmesine 2 tur kala liderliği ele aldı ve hemen arkasında yer alan diğer Türk Milli Takımı sporcusu Gamze Bulut’un önünde finiş çizgisini geçti. Dördüncü kulvarda başladığı yarışta, ön gruptan hiç kopmayan Gamze Bulutda Alptekin’in ardından 4:06.04’lük zamanıyla gümüş madalya elde etti. Bronz madalyanın sahibi Ukraynalı Anna Mishchenko oldu.

7 madalya aldı
Milli çekiççi Tuğçe Şahutoğlu, finalde 5. sırada kaldı. İlham Tanui Özbilen ise 1500 metre finalinde 5. sırada yer aldı. Türkiye toplam 7 madalya kazandı. Diğer madalyalar, 3000 metre engellide Gülcan Mıngır’dan (altın), 100 metre engellide Nevin Yanıt’tan (altın), 10 bin ve 5 bin metrelerde Polat Kemboi Arıkan’dan (altın ve bronz) ve 3000 metre engellide Tarık Langat Akdağ’dan (gümüş) geldi.

Sultanlar 3’üncü tamamladı
(A) Milli Bayan Voleybol Takımı, Dünya Grand Prix Finalleri’ndeki son maçında Brezilya’ya 3-1 yenildi. Milliler, bu sonuçla tarihinde ilk defa final grubuna kaldığı turnuvada, ABD ve Brezilya’nın ardından 3. oldu. Setler 25-21, 23-25, 25-20 ve 25-15’lik skorlarla sona erdi.

Popularity: 2% [?]

Nevin Yanıt Avrupa Şampiyonu

HELAL OLSUN…
YUH… OLSUN BASINA. BU KIZIMIZI KÜÇÜK KÜPÜR HALİNDE VERDİĞİ İÇİN.
Türkiye’nin Altın Kızı!

Milli atlet Nevin Yanıt, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de düzenlenen Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda bayanlar 100 metre engellide altın madalya kazandı.

Tebrikler Nevin! Gururumuzsun!
(Bayrağımızı dalgalandıran ülkemizi gururlandıran Nevin’e rekor beğeni istiyoruz)Nevin Yanıt

Popularity: 3% [?]

RUNİK ŞEKİLDE YAZILMAYA ÇALIŞILMIŞ ARAPÇA DENİZLİ MEZAR TAŞLARI

Popularity: 3% [?]

Bağımlı Zavallılarız…! Haberlere-Dizilere- Filmlere

Dünyada olduğu gibi, ülkemizde, küresel iletişim aygıtları sınır tanımayıp, özel hayatımızın %60 ını işgal etmesi, sermaye babalarının iştahlarını kabartmaktadır.

Tüm Ülkelerde kim hangi masalı anlatırsa anlatsın, siyasi yapılanmalar içerisinde olanlar, matbağa da (Darphane)  basılan üç kuruşluk kağıt parçasının kuklası.

Ellerinde sermayeyi (Parayı) bulunduranlar, iletişim alanına daha çok önem veriyorlar. Medya; basılı, görsel ve internette kullandıkları propaganda teknikleri bunları gösteriyor.

Düşünelim; kamyon dolusu para harcayıp, bir film veya dizi yapacaksınız…!

NEDEN ?

Bir hedef olması lazım değimli bu kadar yatırım için ?

Bu hedef-hedefler Nedir ?

Bu devirde kimse sevmediği eşeğin önüne ot koymuyor. ‘’Değil mi?’’

1-Sermaye şirketlerinin ürettikleri ürünlerini görsel olarak teşhir edip, pazarlamak.

2-mevcut Kadim kültürü asimle edip, iyi olanı kötü gösterip, kaliteli yerine ucuzu, basiti altın tepside sunmak.

3-ferdi olarak verilecek toplumsal mesajların kitlesel olarak vermek.

4-emir ve komut dinleyecek, kitlesel toplumun, kyun gibi güdülen halk haline getirilmesi.

5-genç kuşakların ve gelecek illetin hafızalarının, kırılgan, korkak, ahlaktan bi haber, inançsız, hımbıl, asalak (Bağımlı) hale getirmek.

6-Sormayan- Sorgulamayan- Araştırmayan-Okumayan- Neden- Niçin-Nasıl- Sorularını sormayan, Mankurtlar yaratmak.

7-Bunların yerine; Evet,bu filmdeki doğru, bunu tavsiye ederim, bu harika, bunu izle, bunu dinle, bunları yap, boş ver, bana ne, sen kimsin, vs.vs. kabul edilmesi.

Yukarıdaki maddeleri çoğaltmak mümkün tabii ki.

Aile bağlarının kopartıldığı, reklam reytingi ve kazancı için koca ve kadın bulma programlarının çoğaldığı,bu programlara meze olanları görüyoruz.

Haber saatinde, ölülerin servis edildiği, siyasilerin ve ahlaksızların at koşturduğu bir toplum mühendisliği içindeyiz.

Bu kadar olumsuzluklara, neden  saf ve temiz sevgi dolu düşüncelerimizi ezdiriyoruz ?

Yoksa artık bizler Bağımlı bir halk kitlesi miyiz ?

İnsanları ne kadar seviyoruz ? ‘’ Cep telefonumuz ve bilgisayarımızdan fazla mı ?’’

Ya kuklayız, Ya da ‘’İNSAN’’ Karar hepimizin…!

Saygı ve Sevgilerimle.

Emrah BEKCİ

Araştırmacı Yazar.

Popularity: 1% [?]

TARİH YAKILIYOR, MİLLET SEYREDİYOR; TARİHE BİR KARA SAYFA DAHA – HEYBELİADA’NIN ‘TARİHİ KİMLİĞİ’ YANDI Heybeliada’daki dünyaca ünlü sanatoryum yandı.

HEYBELİADA’NIN ‘TARİHİ KİMLİĞİ’ YANDI
Heybeliada’daki dünyaca ünlü sanatoryum önceki gece yandı. 84 yıllık bina, dört yıldır her türlü riske açık biçimde, kendi haline bırakılmıştı. Ancak adalılara göre yangın rant elde etmek uğruna kasıtlı olarak çıkarılmış olabilir.
Geniş arazi üzerinde, dik yamaçlardan denize bakan, çam ağaçlarının çevrelediği sanatoryumun temiz havası ince hastalığın ölümcül olduğu dönemlerde onlarca hasta için en iyi tedaviydi. Heybeliada Sanatoryumu, Cumhuriyet’in 1923 yılında ilanından bir yıl sonra Atatürk’ün emriyle,  Rumlara ait binanın 16 yataklı hastaneye dönüştürülmesiyle kurulmuştu. Hastanenin efsanevi başhekimi Tevfik İsmail Gökçe’ydi. Temiz havanın yanı sıra bakım da tedavi sürecini hızlandırıyordu. Haftada 2 ton et tüketiliyordu. Henüz veremi yok edecek ilaç bulunamamıştı. Hastalığın uzun tedavi döneminde, hastalar Heybeliada’nın en güzel yerinde kurulu sanatoryuma getiriliyordu. Çoğu Anadolu’dan okumaya gelen öğrencilerdi.
Dirençsiz vücutları temiz havayla kendine geliyor, denize karşı manzarada üzerlerinde Sümerbank’tan alınan mavi beyaz çizgili pijamalarla gece yarılarına kadar derin sohbetlerde birbirlerinin hayat hikayelerini dinleyerek, dostluklar kuruluyordu. İsmet İnönü, Rıfat Ilgaz, Ece Ayhan sanatoryumun şifa bulan ünlüleriydi. Haftada bir kez düzenlenen moral günlerinde konserler düzenleniyor, film gösterimleri yapılıyordu. Sanatoryumun rehabilitasyon merkezindeyse işinin ehli ustalar, iyileşmeye başlayan hastalara meslek öğretiyordu. Sanatoryumdan çıkanlar üstüne bir de meslek sahibi oluyordu. Sanatoryumun umut ve acı dolu öykülerle dolu hikayesi 84 yıl sürdü…
DAHA ÖNCEKİ YAZILARIMIZDA ÖNEMLİ BİR TARİHİN BU GÜNKÜ HALİNİ YAYINLADIĞMIZ SAYFAMIZ

MARMARA DENİZİ – MERMER DENİZİ ADALARI

Harabe haline gelen terkedilmiş HEYBELİADA GÖĞÜS HASTALIKLARI HASTANESİ

GEZİMİZ SIRASINDA ÇEKTİĞİMİZ RESİMLERLE GELECEĞİ GÖRÜR GİBİYDİK

ALINTI HABER; BASIN

http://www.tayproject.org/haberarsiv200910.html

Popularity: 3% [?]

ENGELLERİ KALDIRAN TREN’’UMUT TRENİ DERNEĞİ’’

İnsanların kendi içlerine kapandığı, korkudan şiddetten ve gürültüden kendi içlerine çekildiği bir süreç içindeyiz millet olarak.

Olumsuzluklar içerisinde, olumsuzlukları tedavi edici bir aşı gibi, kendi  kendilerine gönüllü vazife edinmiş  insanlarımız. Kültürel ve yardım kuruluşlarının bol olduğu ülkemizde, her yardımın ve yapılan iyiliğin, ensesi kalın birine meal edildiği sevimsiz bir asırdayız.

Yardıma muhtaç olan insanların mevcut sıkıntılı durumlarını kullanarak, paralarına kıyıp, entelektüel kesimde kategorize edilmeye çalışan, şeklen pırıl pırıl aydın, zihnen boş saksı gibi kafa taşıyan yığınlar.

Paraları ile ego tatmini, paraları ile satın aldıkları sosyal hayattaki statüleri.

Oysa yapılan iyilikler ve yardımlar, inanç gereği, iki elin birbirinden haberdar olmaması temelinde icra edildiğinde makbul.

Ülkemde siyasetin, sığ , sevimsiz , soğuk , kokuşmuş alanına sıkışmadan, kötülüklerin maddi bolluklarına tenezzül etmeden,  ruhsal dinginlik içerisinde inanç ve ahlak gereği birliktelik kurup çalışan, faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri var.

Ve bu yapılanmalar ile tanışmak, bu yapılanmalara gönül vermiş gönüllü melekleri tanımak, insan olmanın ne kadar değerli olduğunun delili.

İstanbul’da faaliyet gösteren yeni kurulmuş bir dernek , adı ‘’UMUT TRENİ’’.

Vagonları umutla dolu bir gönüllüler kuruluşu. Umut treni engelli tüm insanlarımıza kapısı açık olan, onların bu dünyadaki engellerini , destekleri ile ortadan kaldıran. Hayata tutunmalarını sağlayan bir gönüllüler birliği.

Yardıma muhtaç, kitaba muhtaç, okullara ve insanlarımıza topladıkları giyim kuşam, kitap, kütüphane içeriği ve şu an burada yazmakla bitiremeyeceğim bir çok insancıl destek.

Ve, en öneli si bunları yapar iken, din, dil, ırk ayrımı yapmadan, Anadolu’nun her yerine, ‘bizlere UMUT olun diyen’ gönüllere yapmaları.

Lütfen çevremize bakalım, yardıma muhtaç, engelli, okumak isteyen, imkanı olmayan kişi ve kişileri derneğe yönlendirelim.

Ayrıca derneğe bende bir çoban ateşi gibi destek olmak istiyorum diyenleri  yönlendirelim.

UMUT TRENİ DERNEĞİ , umut dolu vagonları ile sizlerin iletişime geçmesini bekliyor .

https://www.facebook.com/burhan.maltepe

https://www.facebook.com/groups/umut.treni/

www.umuttreni.org

Dernek Başkanı: Burhanettin GÜLER

GSM: 0535 422 71 20 / 0216 305 42 45

Saygılarımla.

Emrah BEKCİ

Araştırmacı Yazar

Popularity: 2% [?]

B İ L G İ N L E R….!

Orta Asya Çin kaynaklarında, Bilginler ile alakalı araştırma yapan ünlü Çin’li düşünür Yüan-Mei, günümüzü o zamanlar gören biriymiş. Sabırla okuyup bu günü düşünür isek kendimizden çok şeyler bulacağız. Metni sizler ile paylaşıyorum.

Dünya ancak az bilgin olduğu zaman düzenlidir.

Neden ?

Dünyada öce köylüler, zanaatkarlar, tüccarlar, ancak ondan sonra bilginler gelir. köylüler arpayla buğday ekerler; zanaatkarlar araç gereç yapar; tüccarlar bulunmayanı sağlarlar. Bu üç kesim bilginleri beslemek zorundadır, ama bilginler bu üç kesimi besleyemez. Dahası kendi kendilerini bile besleyemezler !

Öyleyse bilginler neye yarar ?

Ülkünün korunmasına. Ama ülkünün korunması, insanları ancak çok sonraları ilgilendirir. Gerçekten de ülkü, insanlık, görev, var mı yok mu konusu yaşam için arpayla buğday, araç gereç, alım satım malı kadar önemli değildir. Bu araştırılarak ortaya çıkabilir.

Böyle olunca, bilginler neden sevilip sayılırlar ?

O üç kesim; kontlar, prensler, büyükler olmadan yönetilemez. Bunlar da okumuşlar kesimi olmadan ortaya çıkmaz. Prensler, kontlar, büyükler, öteki üç kesimi yönetince, demek ki bir tek kişi bin ya da on bin kişiyi yönete bilir. Böylece, bilginlerin sayısı çok az, yönetilenlerin sayısı da pek çok olmamalıdır. Eski zamanlarda hükümdar Soun’un yalnızca beş veziri, Hükümdar Wu’nun da on veziri vardı.

Bu çok mudur ?

Bununla birlikte pek çok insan onların yönetimi altında yaşamıştır. Eski bir topluluğun yalnızca bir okulu, bir devletin bir ailenin bir tek özel okulu, bir devletin tek akademisi vardı.
İlk baharla yazın, şarkılar kitabıyla kaynaklar kitabından okunurdu…Sonbahar ile kışın, dans ile müzik öğrenilirdi. Üstelik oturup kalkmanın üç türüyle davranışın altı türü, altı özgün sanat üzerinde ders vardı. Sonra, armağanların nasıl alınacağı, nasıl yollanacağı konusundaki kurallar gelirdi.

O zamanlar bilginlik aşamasına varmanın ne kadar güç olduğu; bilgin olmanın ne kadar çetin olduğu bilinirdi. Onun için köylüler tarlalardan, zanaatkarla tüccarlar zanaatlarından, ticaretlerinden ayrılmazdı. Arpa, buğdaylarını eker, aletlerini yapar, ticaretle uğraşır, böylece de efendilerine hizmet ederlerdi. İşsiz güçsüzler, boş gezenler çoktu. Çünkü az bilgin olduğundan, yalnızca bir tür ders vardı; onlara iyi bir aylık vermek, işte kullanmak kolaydı.

Sonraları artık böyle olmadı. Eskiden bilginlerin kullanıldığı yerler kalktı. Bilginler kolay seçilmeye, satılık olmaya başladı. Dört kitabı incelemiş, bir klasiği ezberleyebilmiş olan herkese artık ‘’bilgin’’ denildi. Bunun için dört kitapla klasiğin derinliklerine bile inmeye gerek bile yoktu.

Bunları üstünkörü bilene bilgin deniliyor, böyle biri de kont, prens, büyük olabiliyordu. On evlik köycüklerde öğretmen giysilerini giymiş bir çok Konfüçyüsçü dolaşmaktaydı, okullardaysa bunlardan yüzlerce vardı. Halk bilgin olmanın, kont, prens, büyük olmanın ne kadar kolay olduğunu görüyordu. Böylece, yetileri ancak köylü, zanaatkar ya da tüccar olmaya yetecek bazı kişiler bilgin oldular; hatta köylü, zanaatkar ya da tüccar olmaya bile yetisi olmayanlar da bilgin oldular.

Ama bunlar bilgin olur olmaz kollarını kımıldatmıyor, yurtla ilgilenmiyorlar, yalnızca kont, prens, büyük olma umuduna kapılıyorlardı. Bir kere olunca da orada kalıyorlardı. Olmayınca kıskanıyor, ajanlık yapıyor ve hükümdarın kendilerini tanımadığından yakınıyorlardı. Hükümdarlar da bu kişileri görünce dünyada artık hiç bilgin kalmadığına inanıyor ve bunlara daha çok tepeden bakıyorlardı. Bu yüzden bilginlerin durumu daha da kötüleşti.

Şimdi de yeryüzünde gerçek bilginler yok değil kuşkusuz. Ama gerçeklerle sahteler birbirne karışmış durumda. Bazı gerçek bilginler sahteye benziyor.

Sayıca nasıl daha az olabilirler ?

Bunları daha geniş bir alanda yetiştirip çok sıkı bir sınavdan geçirmek gerekir. Gök her zaman aynı dahileri yaratmaz, gerçek dahiler de çok değildir. Bunlar maden gibidir; kum ve kükürtle karışık oldukça, içlerinde çok altın ve gümüş olduğu sanılır; ayıklanıp temizlenince, yalnız demirle bakır kalır; a da çok az.

Yetili biri sınavda başarı sağlamazsa ne olacak ?

Birçoğunu kabul etmektense, yetili birini sınavda geçirmek gene daha iyidir. Bu yıl başarılı olamayan, belki gelecek yıl olur. Ama biri sahtecilikle başarılı olursa, kont, prens, büyük olur, sonra da bilgin şeçme görevi ona düşer. Böylece bir adam, elbette kendine uygun olanı seçer. Bu yüzden sahtecilikle başarılı olanların sayısı gittikçe çoğalır, gerçekten yetililer de gittikçe daha çok sınavdan dönerler.

Bu kadar çok bilgin olması, eski zaman yöntemlerinin bırakılmış olması beni üzüyor. Onun için ‘’bilginler’’ üzerine bu araştırmayı yaptım.

YÜAN MEİ (Qing Hanedanlığı, 1716-1797 ünlü bir şair, akademisyen, sanatçı )

Emrah BEKCİ
Araştırmacı Yazar.

Popularity: 1% [?]

BUDİZM YAŞAMI KISALTIR……..( HAN YÜ –Filozof/ İ.S.768-824).

Çin kaynaklarında bulunan ve aslında bir çok şey anlatan bir metin beni çok şaşırttı. Bu metin İ.S 8 asırda bir vali olan Han Yü tarafından kaleme alınmış olup, Budizmin kurucusu Buda’nın öğretisinin insan ömrünü nasıl kısalttığını delilleri ile ortaya koyuyor.Metin bir resmi yazı niteliğinde bir belgedir. Metni aynen sizlerle paylaşıyorum.

‘’Ben , sadık uyruğunuz, Budacılık denilen din barbarların dini olduğunu söylemeyi göze aldım. Bu din, daha sonra gelen Han Hanedanı zamanında (İ.S. 25-220) Çin’e girmiştir. En eski çağlarda böyle bir şey yoktu. O zamanlar ülkemizin başında Huang-di, yüzyıl egemenlik sürdü ve yüz on yıl yaşadı; Hükümdar Çuna-hü yetmiş dokuz yıl egemenlik sürdü ve doksan sekizyıl yaşadı; Hükümdar Ku  yetmiş yıl egemenlik sürdü ve yüz beş yıl yaşadı; Hükümdar Yao doksan sekizyıl egemenlik sürdü ve yüz on sekiz yıl yaşadı; Hükümdar Şun ile Yü de yüzer yıl yaşadılar. Ama o zamanlar devlet barış içindeydi, halk barış ve esenlik içinde uzun yıllar yaşamış oluyordu. Ama o zaman Çin’de henüz Budacılık yoktu.

Daha sonraları, Yin hanedanının ilk hükümdarı da yüz on yıl ; torunu yetmiş beş yıl egemenlik sürdü; hükümdar Wu-ding elli dokuz yıl egemenlik sürdü; tarih kaynaklarında yaşam süreleri konusunda bilgi bulunmayanlar da araştırılırsa, görülür ki bunlardan çok azı yüz yıldan az yaşamıştır. Üçüncü hanedandan Hükümdar Wu doksan üç, Hükümdar Mu yüz yaşına kadar yaşamıştır.  O zamanlarda Çin’de henüz  Budacılık yoktu.Demek ki bunlar da bu kadar uzun ömürlü olamalarını Budacılağa inanmalarına borçlu değiller.

Budacılık bizde ancak Han hanedanından Hükümdar Ming’in (İ.S 58-75) egemenliğinden beri vardır. Ming-di ise yalnızca on sekiz yıl egemenlik sürmüştür. Ondan sonra kargaşalıklar, yıkımlar birbirini kovaladı, hanedanlar ise o oranda daha az yaşadılar. Yalnızca Liang hanedanından Hükümdar Wu kırk sekiz yıl egemenlik sürdü; bu süre içinde üç kez keşiş oldu. Ataları  Hükümdarlar için kurbanlar arasıda  et sunmazdı. Gündüz bir kez, o da et olmamak üzere yemek yerdi. Sonunda Topalar dan Hou Cing tarafından kovuldu ve zindanda açlıktan öldü; hanedanı da az sonra söndü. Mutluluğa erişmek için Buda’ya hizmet etmişti, yıkıma sürüklendi….!’’

Han Yü ( İ.S.768-824 Filozof) (Prof. Dr.Wolfram Eberhard)

Yukarıdaki metni ünlü filozof, kendi ülkesini bir karmaşaya sürükleyen Budizm ile ilgili olarak genetik olarak yaşam sürelerini ele alarak delillendirmiş. Bu tarihsel metinden çıkardığımız sonuç, İnsan huzuru ve sevgiyi temel alan Budizm, maalesef bu dünyadan ölüme koşmak için insanların sıraya girdiği ve acele ettiği bir öğreti konumunda diye biliriz.Budizm öğretisi Yoga yapanlar ve Yogi lere.

Saygılarımla

Emrah BEKCİ

Araştırmacı Yazar.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Popularity: 2% [?]

 Page 12 of 24  « First  ... « 10  11  12  13  14 » ...  Last » 

BİLGİ PAYLAŞTIKÇA DEĞERLENİR

 

Nisan 2014
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

ilgi sıralamasında ilk 100

  1. 100% Osmanlı İmparatorluğu dönemi haritası 1299-1920 VE OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN YERİNE KURULAN 64 ÜLKE
  2. 51% TÜRKİYE'YE YERLEŞMİŞ OLAN 24 OĞUZ BOYU
  3. 43% İspanya Müslüman tarihi, Tarık Bin Ziyad (689-720), Endülüs Emevi Devleti (756-1492)
  4. 26% Hezarfen Ahmet Çelebi, (d. 1609 – ö. 1640)
  5. 23% BÜYÜK HUN İMPARATORLUĞU (MÖ400)
  6. 23% 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılışı "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı"
  7. 23% GÖKTÜRKLER (M.S. 552-M.S. 744) ve Asya coğrafyasındaki antik gök bilimi belgeleri.
  8. 22% ATATÜRKÜN SAVAŞTIĞI dünyanın ilk savaş uçağı kullanıldığı (1912) TRABLUSGARP SAVAŞI
  9. 22% OSMANLI AŞİRET KAYITLARI
  10. 20% HZ. MUHAMMED (571-632) MÜSLÜMANLARIN PEYGAMBERİ
  11. 20% Karamanoğlu Beyliği.(1256-1487) ülkesindeki resmi dili Türkçe yapan beylik.
  12. 19% Harezmi (780-850) dokuzuncu yüzyılda yetişen cebir alanında ilk defa eser yazan Müslüman-Türk matematik, coğrafya ve astronomi alimi.
  13. 18% BAĞDAT PAKTI-24 Şubat 1955, CENTO (Central Treaty Organization - Merkezi Antlaşma Teşkilatı)
  14. 18% TÜRK DÜNYASINDA BOY GENLERİ TAMGALAR-Taşınan Bilim-Kültür Genleri-Antik Boy’lar Tamgaları
  15. 18% Kervan yolları korumalı konaklama yerleri "İPEKYOLU KERVANSARAYLARI" hanlar
  16. 18% Halife'ler sıralaması.
  17. 17% Türk boyları
  18. 16% 19 Mayıs 1919 "Türklerin Millî Mücadele tarihi" başlangıcı
  19. 15% Bulgaristan Tarihi, Traklar (MÖ400), Han Asparuh (668-700).
  20. 14% BOLAYIR COĞRAFYASI VE TÜRK TARİHİNDEKİ YERİ
  21. 14% 30 AĞUSTOS Zafer Bayramı (1922)
  22. 14% AMERİKA’DAKİ “TÜRK BEYİN GURBETÇİLERİ”
  23. 14% KARTAL ve KANATLARI-GÖKLERDEKİ HAKİMİYET- GÜÇ GÖSTERGESİ OLARAK TARİHTEKİ TÜRK TAMGASI
  24. 13% Mehmet Cengiz Öz (MEHMET ÖZ) 1960
  25. 13% Orhun Alfabesi çevrimi-Dr.Yusuf Alper Kılıç
  26. 13% “Türk lügatını yazan TÜRK -KAŞGARLI MAHMUT” (1008 – 1075) DİVANI LÜGAT İ TÜRK
  27. 13% Kayı Boyu (IYI)
  28. 13% ÇİN SEDDİ (M.Ö.403 M.Ö.221),
  29. 13% MEMLÜKLER-KÖLEMENLER-(KÖLE TÜRKLER)’İN “TÜRK İSLAM DÜNYASINDAKİ GÖREVLERİ” (673-1811)
  30. 13% TÜRK BOYLARI
  31. 12% ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ (1077)
  32. 12% DÜNYA KÖLELİK TARİHİ Zaman Çizelgesi
  33. 11% SERVET SOMUNCUOĞLU
  34. 11% SURİYE TÜRKMENLERİ VE TERK EDİLMİŞLİK KADERİ
  35. 11% 1228-BİR DESTANIN SANATI- Nakşı bukalemun - DİVRİĞİ ŞİFAHANESİ VE ULU CAMİ "bir Bilim-bir Tarih-bir Şaheser-bir Gönül-bir İnanç" VE BİR ALTIN MİRAS
  36. 11% DOĞU ROMA İMPARATORLUĞU (330 – 1453)
  37. 11% Uluğ Bey (d. 1393 - ö. 1449)
  38. 11% Türklerde kültür örneği,İzol Aşireti ve yerleştiği Köyleri
  39. 11% Suriye Türkmenleri ve yaşadığı yerler
  40. 11% 1826 yed-i vahid (tekel) sistemi
  41. 11% MOĞOLİSTANDA KAZILARDA YENİ BULUNAN ESERLER ANTİK TÜRK DÜNYASINA IŞIK TUTUYOR
  42. 11% AMERİKA!YI KEŞFEDEN MÜSLÜMAN VE TÜRK KAŞİFLER (1291-1554)
  43. 11% HASAN BÜLENT PAKSOY- Orta Asya Bilimcisi
  44. 11% Çin tarihi
  45. 10% Taşlarda "Yazı Belgeler" ORHUN ANITLARI ( Tonyukuk 716, Köl Tigin (Kültigin) 732, Bilge Kağan 735 )
  46. 10% ÇİMPE KALESİ-OSMANLILARIN AVRUPAYA İLK GEÇİŞİ-1352
  47. 10% TÜRK TARİHİ Zaman Çizelgesi
  48. 10% HAZAR TÜRKLERİ (Musevi Hazar topluluğu)
  49. 10% GELECEĞİN ENERJİSİ GÜNEŞ VE paylaşılamayan çöllerde GELECEĞİN SAVAŞLARI “”"ÇÖL SAVAŞLARI”"”
  50. 10% Aytunç ALTINDAL
  51. 10% BARAK TÜRKMENLERİ
  52. 10% Haluk Tarcan (1931- )
  53. 10% ALİ AKIŞ -1918
  54. 10% ERDOĞAN ASLIYÜCE -Bir Tarih Hazinesi
  55. 10% MÜSLÜMAN BİLİMCİLER TARİH SIRALAMASI
  56. 10% A.Burhan Ersan " Sanatın gerekliliği ve Ebru"
  57. 10% KURULUŞUN TEMELİ ZAFER VE TÜRKİYEDE 30 AĞUSTOS SAVAŞ HARAKETİ ŞANLI TARİHİ
  58. 10% AHAL TEKE TÜRK ATLARI VE DÜNYADA AT BAKALIĞI OLAN TEK ÜLKE "TÜRKMENİSTAN HER YIL AT BAYRAMI KUTLUYOR"
  59. 10% ŞAMAN DAVULU-GÜNÜMÜZE KADAR GELEN ANTİK (ÖNTÜRK) TÜRK TAMGALARI
  60. 9% SÜMERLER (M.Ö. 3500 – M.Ö. 2000) Runik yazıdan Çivi yazısına “tarihte kullanılan ilk digital yazı”mı?
  61. 9% TUAREG'LER TÜRK MÜ?, Güney Akdeniz (Kuzey Afrika) Kültürü-South Mediterranean Culture
  62. 9% “YAŞAYAN TARİH-DİL BİLİMCİMİZ” önTürk araştırmacısı KAZIM MİRŞAN
  63. 9% 1453-İSTANBULUN FETHİ, BİR DEVİR NASIL DEĞİŞTİ.
  64. 9% İSVİÇRE HUN VADİSİ - ÇİN SİCHUAN-TÜRKMENİSTAN NOHUR - SEKELİSTAN HUN - TÜRKİYE DENİZLİ KÜLTÜR BAĞI; DENİZLİ ARDIÇ MEZAR BAŞLIKLARI
  65. 9% İmam Maturidi (Semerkant 852-944 )
  66. 9% TURAN YAZGAN
  67. 9% Kimmerler ( c. M.Ö. 1200)
  68. 9% KURTULUŞ SAVAŞINDA BİR (AMAZON) KADIN SAVAŞÇI TÜRK - "İstiklâl Harbi akıncısı” KARA FATMA “Üsteğmenlik maaşımı Kızılay’a terkettim” -....1955
  69. 9% BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ KOMUTANI BEKÇİOĞLU EMİR AFŞİN
  70. 9% TRAKYENLER, ANTİK TÜRKİYENLER
  71. 9% İNANÇLARIN YÖNETİM VE EKONOMİ BİRLİĞİ-YÖNETİM VE EKONOMİ BİRLİĞİ İNANCI, GLOBAL BİRLİKTELİK VE KUTSAL İTTİFAKLAR-HAÇLI SAVAŞLARI (1096-1270)
  72. 9% AMERİKA ASYA ARASI (KITALARARASI MESAFE) NEDİR?
  73. 9% ANTİK TARİHTEN BU YANA GÖK BİLİM ÇALIŞMALARI VE TÜRKLERDEKİ GÖK BİLİM KÜLTÜRÜ - AY YILDIZ TAMGASI
  74. 9% Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları (1683-1699)
  75. 9% ANTİK TÜRK TAMGASI BULGARİSTAN TÜRKİYE AZERBAYCAN VE KORE TARİHİNİ AYDINLATTI
  76. 8% Tablet Belgeler NAACAL TABLETLERİ (15.000 yıl)
  77. 8% KÖSEDAĞ SAVAŞI 1242
  78. 8% (1700-1800) yılları TÜRK TARİHİ olayları
  79. 8% Manastır Askerî İdadisi 1912
  80. 8% BEYAZ TÜRKLER....Deşti Kıpçak-Kuman Türkleri ve Kuman kitabı (Mö1000)
  81. 8% SURİYE TÜRKMENLERİ
  82. 8% Orkun (Orkney) adaları “antik runik-ORHUN (Kök Türk) yazıtları”.
  83. 8% Karahanlılarda Türkçe İslam ve Türkçe İlk Kur'an
  84. 8% 1402 ANKARA-BEYAZIT VE TİMUR KARDEŞLERİN YAZIŞMALARI
  85. 7% İyi Huylu Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV).
  86. 7% METE HAN (MÖ 209-714)
  87. 7% Yemen buluntuları “BİLKİS” bilge ? yazıtları(MÖ1000)
  88. 7% YUNUS EMRE (1238-1320) "İnsanların gönlünde ölmeyen insan".
  89. 7% “Taşlar yalan söylemez” SIRADIŞI BİR BİLİM YORUMCUSU (rock art,stones don’t lie)- FERRUH ÜLKER
  90. 7% ETİYOPYA AKSUM'DA "14BİN YILLIK ORHUN (RUNİK) YAZITLARI"
  91. 7% DÜNYA TÜRKLERİ
  92. 7% BALKAN PAKTI (Balkan Anlaşma Yasası), 9 Şubat 1934 "ATATÜRK'ÜN YAPTIĞI İKİ ÖNEMLİ ANLAŞMADAN BİRİ"
  93. 7% Memun, 832’de Beytü’l-Hikme (Bilgelik Evi) adlı bir akademi kurdu. Burada Yunanca, Süryanice, Farsça ve Sanskritçe yapıtlar Arapça’ya çevrildi
  94. 7% LÜBNAN TÜRKLERİ
  95. 7% ibn HALDUN” (1332-1406) Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer.”
  96. 7% Göbekli Tepe - Dünyanın İlk Tapınağımı (9500 M.Ö. )
  97. 7% VİNÇA - TURDAŞ SEMBOLLERİ (VİNÇA - TURDAŞ KÜLTÜRÜ 3)
  98. 7% BOSNA PİRAMİTLERİ VE PİRAMİT ENERJİ ARAŞTIRMALARI
  99. 7% Babür İmparatorluğu (1526–1858) Hindistan da Türk’ler Şah Cihan (d. 5 Ocak 1592 – ö. 22 Ocak 1666)
  100. 7% TÜRK BİLİMADAMININ BULUŞU Bermuda Şeytan Üçgeni aslında Kare


wp_footer() class="snap_shots