Download Free FREE High-quality Joomla! Designs • Premium Joomla 3 Templates BIGtheme.net
Ev / Genel / “Övülen Paşa”nın katledilişi ile sonlanan Osmanlıdaki Milli Maliye mücadelesi- Ahmed Şefik Midhat Paşa (d. 18 Ekim 1822, İstanbul – ö. 8 Mayıs 1884, Taif) .

“Övülen Paşa”nın katledilişi ile sonlanan Osmanlıdaki Milli Maliye mücadelesi- Ahmed Şefik Midhat Paşa (d. 18 Ekim 1822, İstanbul – ö. 8 Mayıs 1884, Taif) .

.
.

Bir ülke’nin maliye kültürü ve mali dengesi;  halkının ve devletinin en önemli gücüdür…Ülkelerin kurulmasında ve yıkılmasında en büyük etkendir…

Dünyanın en uzun ömürlü vede en büyük İmparatorluklarından olan Osmanlı İmparatorluğundaki çok önemli bir mali savaşın ve şahsiyetinin tarihi…
.

Ahmed Şefik Midhat Paşa (d. 18 Ekim 1822, İstanbul – ö. 8 Mayıs 1884, Taif), Osmanlı devlet adamı, iki kez sadrazam, Tuna, Aydın ve Suriye Valisi, ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-i Esasi’yi hazırlayan kurulun başkanı.
.
..1822’de İstanbul’da dünyaya geldi. Rusçuklu Hafız Mehmed Eşref Efendi ‘nin oğludur. Asıl adı Ahmet Şefik idi. “Övülen” anlamındaki Mithat ismi, Divan-ı Hümayun Kaleminde görev yaparken amirleri tarafından verilmiştir.13 yaşındayken Divan-ı Humayün Kalemi’nde çalışmaya başladı. Başarısı dolayısıyla “Mithat” mahlasını buradaki görevi sırasında aldı. Aile geleneği uyarınca Bektaşiliğe intisap ettiği bilinir.
.
1833 yılında babasının naib tayin edilmesi dolayısıyla bir sene Vidin’de kaldılar.
.
1835-1836 yıllarında ailesiyle Lofça’ya gitti. Sonraki yıllarda rakibi olacak Ahmet Cevat Paşa ile buradayken tanıştı.
.
1837’de İstanbul’a döndüğünde Fatih Cami’nde geleneksel medrese dersleri alarak Arapça ve Farsça öğrendi. Eğitimine devam ederken Divan-ı Humayün’un görevlerini üstlenen Meclis-i Vükela’nın katipleri arasında çalıştı.  Bir yandan da Fatih camii’nde ünlü hoca efendilerin derslerini izledi; Arapça, Farsça, mantık ve İslâm hukuku öğrendi.
.
1840 yılında Sadaret Mektub-i Kalemi’ne atandı; iki yıl burada çalıştıktan sonra Şam, Konya, Kastamonu’da divan katibi olarak görev yaptı. Yolsuzluklarla mücadele hakkında hazırlayıp gönderdiği bir rapor dönemin sadrazamı Mustafa Reşit Paşa’nın beğenisini kazanınca İstanbul’a çağrıldı. Memuriyet hayatına İstanbul’da devam etti ve Reşit Paşa tarafından himaye edildi.
.
1844’de Tahrirat Katibi yardımcısı olarak Şam ve Sayda’da görev aldı
.
1846’dan sonra Divan Katibi olarak Konya ve Kastamonu’da görev yaptı.
.
1848’de “Antakya Alevilerinden olan” Lamia Hanımla İstanbul’da evlendi. Bu evlilikten “Memduha” adlı bir kız çocukları oldu.
.
1849’da İstanbul’a dönerek Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye’de Mazbata Kalemi katibi oldu.
.
1851’de “serhalife” tayin edildi ve Arabistan Ordusu müşiri Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa’nın durumunu teftişe gönderildi; bazı yolsuzluklarını belirleyerek görevden azline neden oldu.
.
1852’de halk ve hükümet arasındaki anlaşmazlıklara bakan Meclis-i Vala’yı Ahkam-ı Adliye Dairesi ‘ne atandı.
.
1853 Bu atamalar yüzünden İstanbul’dan uzak kalması nedeniyle İstanbul’da Babıali çevresine alışması ve yüksek mevkidekilerle zayıf ilişkileri onun siyasi gücünü azalttı. İstanbul’dayken Mazbata Odası Başhalifesi olarak görevi sırasında ters düştüğü Arabistan Ordusu Müşiri olan Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’nın 1853’de sadrazam olmasıyla, ayaklanmaların olduğu Rumeli’ye sürüldü. Ancak Mithat Paşa bölgede huzuru sağlamayı başardı.
.
1854’te Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’nın sadrazam olması üzerine Mithat Paşa, Rumeli’de hüküm süren isyan, karışıklık ve asayişsizlik konularını incelemek ve önlem almak üzere İstanbul’dan uzaklaştırıldı. 6 ay kadar süren çalışmalardan sonra hazırladığı detaylı raporu tekrar sadrazam olan Mustafa Reşit Paşa’ya sundu ve yıldızı yeniden parladı.
.
1856’da Kırım Savaşı’nın ardından yolsuzluk suçlamalarının bulunduğu Silistre ve Vidin valilerinin teftişleri için gönderildi. Mithat Paşa teftişleri sırasında bölgedeki Bulgarların yabancı etkisinde kalarak Osmanlı Devleti’ne başkaldırdıklarını gördü. Bu isyanları bastırmaya çalışsa da başarılı olamadı. Bunu üzerine yabancı dil eğitimi almak için Fransa’ya gitti. Paris, Londra, Belçika ve Viyana’yı ziyaret etti.
.
1858’de devrin sadrazamı Emin Âli Paşa’dan izin alarak Avrupa kentlerinde 6 ay geçirdi. Bu arada Fransızca’yı öğrendi. Dönüşünde Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye Başkatipliğine atandı (1859) ve Kuleli Olayı sanıklarının yargılanmasında görevlendirildi.
.

1859 yılında İstanbul’a dönerek Meclis-i Vala’daki görevine devam etti. Abdülmecid’i devirmeyi amaçlayan bir suikast girişimi olan Kuleli Olayı’nı, Serasker Rıza Paşa ile birlikte araştırması için görevlendirildi. 1859 kuleli olayı; Kuleli Olayı ya da Kuleli Vakası, Osmanlı İmparatorluğu’nda 14 Eylül 1859 günü üyelerinden birinin ihbarı üzerine ortaya çıkarılan, amacı Abdülmecid’i devirip Abdülaziz’i yerine tahta geçirmek olduğu tahmin edilen darbe girişimidir. Olay Kuleli’de geçmemiştir, davası burada görüldüğünden bu adla anılmıştır. Gizli örgütün üyelerinin yüksek rütbeli subaylar, ulema ve gençler gibi farklı toplumsal kesimlerden olması ve yargılamaların kapalı yapılması nedeniyle örgütün ideolojisi hakkında kesin bir işaret bulunamamıştır. Tarihçiler tarafından Tanzimat’a karşı bir tepki olarak kabul edilmiştir.
1859 Ekim’inde Fransa,İngiltere,Avusturya ve Rus elçilerinin 1856 Islahat Fermanı’nın Balkanlar’da uygulanmadığına dair verdikleri bir nota gereğince, bölgeyi tanıdığı için Niş’e vali tayin edildi. Bölgede halkın da yardımıyla huzur sağlandı. Bölgedeki başarılı reformları sayesinde tanındı ve Sultan Abdülaziz tarafından yeni bir genel reform hazırlaması için görevlendirildi. Mithat Paşa’nın Babıali’ye tutumunda değişiklikler bu dönem başladı. Islahat projelerinin gerçekleşmesi için Babıali’nin onayı gerekiyordu ve bu onayı alabilmek için Mithat Paşa, kendine güvenen bir tutumla yaklaşıyordu.
Niş valiliği; Mithat Paşa’nın başarılı çalışmaları, düşmanı olan Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’nın bile takdirini kazanmıştı. Yeniden sadrazamlığa yükselmiş olan Kıbrıslı, onu “vezir” rütbesi ve “paşa” ünvanı ile Niş valiliğine atadı. Dört yıl süren bu görev sırasında üstün yeteneğini e yaratıcılık gücünü ortaya koydu.. Yörede eşkıyalık olaylarını önledi; Müslüman ve gayri-Müslüm halkın barış içinde yaşaması için önlemler aldı; maliye, bayındırlık alanlarında başarılı çalışmalar yaptı. Sulama kanalları yaptırmak, kimsesiz çocuklar için ıslahhaneler açmak, zirai kredi kooperatifleri kurdurmak, posta şirketlerini faaliyete geçirmek gibi büyük reformlar gerçekleştirdi. Çalışmalarının başarısı üzerine sınır komşusu Prizren eyaleti de Niş valiliğine bağlandı.
.
1863 Tuna Vilayeti Nizamnâmesi
Vilayetlerde yeni bir idari düzen kurmaya çalışan hükümet; Mithat Paşa’nın Niş’te uyguladığı düzeni benimsedi ve onu 1863’te İstanbul’a çağırarak vilayetler idaresi hakkında yeni bir kanun tasarısı hazırlamasını istedi. Mithat Paşa’nın katıldığı, Keçecizade Fuat Paşa başkanlığındaki komisyon “Tuna Vilayeti Nizamnâmesi”’ni hazırladı. Nizamname, 1864 yılında kabul edildi ve yeni sistemin uygulanacağı örnek bir vilayet olarak “Tuna vilayeti” kuruldu. Niş, Silistre, Vidin eyaletlerinin birleştirilmesinden oluşan Tuna eyaletine vali olarak Mithat Paşa atandı. Bu görevi, vilayet merkezi olan Rusçuk’ta seçimle oluşacak bir “Vilayet Meclisi” kurulması şartıyla kabul etti.
Tuna valiliği; Mithat Paşa, üç yıldan fazla kaldığı Tuna vilayetinde önemli hizmetler gerçekleştirdi. Bir devlet büyüklüğündeki eyaletin idaresini yeni nizamnameyi uygun olarak düzenledi. Köylerde İhtiyar Meclisleri, kazalarda İdare ve Deavi Meclisleri’ni kurdu. Senede bir kez toplanacak olan Vilayet Umum Meclisleri’ni oluşturdu. Paşa, özellikle şose yollarına önem verdi. Tuna’ da kaldığı üç buçuk yıl içerisinde 3000 km. yol, 1400 köprü yaptırdı “Menafi Sandıkları” adı altında bir teşkilat kurdu, ziraatçiler, küçük bir faiz karşılığında sarraflar yerine bu sandıktan borç alabildiler. Zamanla, Tuna Vilayeti’nden başka Osmanlı Devleti’nin tüm vilayetlerinde benzer şekilde “Memleket Sandıkları” kurulmuş ve bu sandıklar Ziraat Bankası ile Emniyet Sandığı’nın temelini oluşturmuştur. Niş, Rusçuk, Sofya’da öksüz ve yetimler için ıslahhaneler kurdu. Bu kurumlarda çocuklara terzilik, ayakkabıcılık gibi el becerileri kazandırıldı. 17 Temmuz 1866’da Tuna’da telgraf hattı döşendi. “Tuna Ticaret Vapurları”’nı işletmeye açtı. “Tuna” adında bir gazete kurdu. Verginin zamanında toplanması için “tahsildarlık” kuruldu; vilayetin yıllık gelirinde büyük artış sağlandı. Tuna Vilayeti Nizamnamesinin Tuna’da çok başarılı uygulanması sonucunda Rumeli, Anadolu ve Arabistan’da da gerçekleştirilmesine karar verildi.
Mithat Paşa’nın asayiş alanındaki çalışmaları Panislavist Bulgar çetelerinin faaliyetlerine engel olunca Bulgarları isyana teşvik eden Rus siyasetine aykırı düşmekteydi. İstanbul’daki Rus sefiri İgnatiyef’in de çabaları ile Mithat Paşa’nın Tuna’da Mısır gibi imtiyazlı bir vilayet yaratmaya çalıştığı düşüncesi Bab-ı Ali’de yayıldı. Böylece Mithat Paşa Tuna valiliğinden alınarak İstanbul’a çağrıldı ve Şura-yı Devlet Başkanlığı’na atandı(1868).

Osmanlı İmparatorluğunda Avrupa’ya tanınan mali imtiyazlar, – “OSMANLI MALİYESİNDE AVRUPANIN KONTROLU” VE OSMANLIDA BANKACILIK TARİHİ .

.
1863 MEMLEKET SANDIKLARI KURULUŞU; TURRES-PİROT-ŞEHİRKÖY; Turres bir Trakyen şehri olarak kurulmuştur, Osmanlı döneminde Tuna valiliğine bağlıdır. Thracians ruled the region prior to the Roman conquest and Romanization of Serbia in the 1st century BC. Turres , the first settlement in the vicinity, date to the 2nd century AD.http://en.wikipedia.org/wiki/Pirot

1863 MEMLEKET SANDIĞI-İLK OSMANLI(TÜRK)  BANKASI; 1863 Ahmet Şefik Mithat Paşa 1863 yılında Pirot-TURRES Kasabası’nda kurduğu ilk Memleket Sandığını oluşturur. Ahmet Şefik Mithat Paşa 1863 yılında Pirot Kasabası’nda kurduğu ilk Memleket Sandığını oluştururken Türk gelenekleri arasında zaten varolan ve karşılıklı yardımlaşma esasına dayanan imece geleneğinden esinlenmiştir. 3-12 ay vadeli ve kişi başına azami 20 liralık ilk tarımsal kredi uygulaması başladı.
.
1864’te Silistre, Vidin ve Niş’in birleştirilmesiyle oluşturulan Tuna Vilayeti’nin başına getirildi. Tuna Valiliği’ne getirildiğinde kendi kadrosunu hazırladı. Önce bölgenin sorunlarını gözden geçirdi ardından yapılacakları belirledi. O dönem Slavları etkisi altına alan Panslavizm hareketine karşı önlemler aldı. Bulgar gençlerini eğitmek amacıyla eğitime önem verdi. Vilayette devlete ait bir okul bulunmuyordu. Rusçuk’da Türk ve Bulgar gençlerinin eğitim göreceği okullar açtırdı. Vilayet matbaasının açılmasını sağlayarak eğitim görenlere Bulgarca ve Türkçe harflerden bastırıp dağıttı. Her kaza ve köyde okul açılması düşüncesindeydi. “Islathane” adı altında sivil teknik okullar açılmasını sağladı. Asayişi sağlamak amacıyla karakollar kurdu. Amacı köylerde Nizamiye ordusuna gerek kalmamasıydı. Halkın isyan etmesinde birinci sebep olan vergi konusuna eğildi. Vergi türlerini hafifleten ve toplanmasını kolaylaştıran düzenlemeler getirdi. Yol ve köprü yapımını teşvik etti. Bir İngiliz şirketine Ruscuk-Varna Demiryolu’nu döşetti. Tarımın gelişmesi ve daha çok ürün sağlanabilmesi için boş arazileri tarıma açtı ve Avrupa’dan tarım makineleri getirdi.Ziraat Bankası’nın çekirdeğini oluşturan Memleket Sandığı’nı kurdu. Islahatları yaparken yerel kaynaklardan yararlanmayı tercih ediyordu. 1864 yılında yapılan Vilayetler Nizamnamesi’nin hazırlanmasında görev aldı. Devlet adamlarının etkin bir nizamname hazırlamalarının önemini ve ıslahatların halka inmesi gerekliliğini savunuyordu.
.
1864 MENAFİ SANDIKLARI KURULUŞU; TUNA; 1864.  Ahmet Şefik Mithat Paşa  tarafından  Tuna vilayetinde  “Menafi Sandıklıarı” nın kuruluşu;

Mithat Paşa Tuna valisi olunca Tuna vilayetinde o devirde hakim olan düzensiziklerin önünü almak için yaptığı girişimidir. Köylü ve çifçinin sarraf ve tefeciler tarafından sömürülmesine karşı başlattığı ekonomik haraketttir. Her kazada ve dahilinde ki bütün çifçilerin kredi ihtiyaçlarını sağlıyacak çalışmadır.Menafi Sandıkları, Memleket Sandıkları’nın yerini aldı.   Aşar vergisine ‘‘Menafi Hissesi’’ zammı yapılarak sandıklara daimi ve istikrarlı bir mali kaynak yaratıldı.  Sandıklar güçlü ve sürekli bir yapıya kavuşturuldu.
.
1866. Padişahın desteği ve isteği ile  bu sandıkların bütün Osmanlı ülkesine yayılımı. Gerekli fon, yörenin aşar vergisinden alınan küçük bir yüzde. Köylü ve çifçiye verilen bu krediler “asa vadeli” olup , kıymetli, eşya , ipotek ve kefalet karşılığı veriliyordu. Sandıkların yönetimi nafia nezaretine bağlı idi. Her kazanın yönetim ve kontrolu  ikisi Hıristiyan ,  ikiside Müslüman olan ayni kazanın seçilmiş 4 üyeli komite ile yönetiliyordu, komitenin katipi olarak görev yapan kişi küçük bir ucret karşılığı alarak yapmaktadır.
.
1867 MEMLEKET SANDIKLARI NİZAMNAMESİ; 1867 yılında “Memleket Sandıkları Nizamnamesi” nin yürürlüğe girmesiyle Osmanlı Devleti’nin her yanında Sandıklar faaliyete başlamış ve uzun yıllar başarıyla hizmet vermiştir, bu nizamname ile ilk kez teşkilatlı kredi sistemi mevzuatı oluştu.
.
1868 yılında Meclis-i Vala’nın Şura-yı Devlet ve Ahkam-ı Adliye olarak ikiye bölünmesinden sonra Mithat Paşa, Şura-yı Devlet başkanlığına getirildi. Buradaki görevleri sırasında madenlerin işletilmesi, İstanbul’da Sanayi Mektebi’nin açılması, Emniyet Sandığı’nın açılması, ölçü ve tartının standartlara bağlanması gibi konularda reformlar yaptı.
.
Slav çetelerini bastırmak için gönderildiği Filibe’de asayişi kolayca sağlaması üzerine Bağdat Valiliği’ne atandı. Bağdat Valiliği süresince de ıslahatlarına devam ettti. Civardaki kabileler arasında süren kan davalarıyla ilgilendi. İhtisab ve bac vergilerini kaldırdı. Basra’da bulunan tersanenin yenilenmesini sağladı. İstanbul’da Babıali ile çıkan anlaşmazlıklar yüzünden istifa ederek İstanbul’da döndü
.
İstanbul’a dönüşünden kısa bir süre sonra Edirne Valiliği’ne tayin edildi.
.
1876; KANUNİ ESASİ; “TÜRKÇE”Yİ BİLME ZORUNLULUĞU; Yasa önünde tüm Osmanlıların eşit olduğu, kişilerin, din hakkında önyargıya sahip olunmaksızın vatana karşı aynı hak ve ödevleri bulunduğu 17. maddede, devlet görevlilerinin devletin resmi dili olan Türkçeyi bilmek zorunluluğu 18. maddede yer alıyordu.

Kânûn-i Esâsî  Fransızca Loi constitutionelle çevirisi olarak kullanılan Osmanlıca terkiptir. “Temel Kanun” ya da Anayasa anlamındadır. Osmanlı Devleti’nin ilk ve son anayasası 23 Aralık 1876’da ilan edilmiş, 1878’de II. Abdülhamit tarafından askıya alınmış, 24 Temmuz 1908 ihtilali sonucunda yeniden yürürlüğe girmiş ve kısmen 20 Nisan 1924 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanun-i_Esasi

Sultan Abdülaziz’i tahttan indirme planları kurulurken Mithat Bey kendini bu planların ortasında buldu. Hüseyin Avni Paşa’nın Seraskerliğe yükselmesi ümitlerin artmasına sebep oldu. Devletin geleceğinin Meşrutiyet ile daha parlak olduğunu düşünen Mithat Paşa, fikirlerini öngören bir Kanun-i Esasi taslağı bile hazırlamıştı. Karışıklıkların ortasında bir de Mithat Paşa’nın konağında yapılan meclis-i Vukela toplantısında Çerkes Hasan’nın basıp Hüseyin Avni Paşa ve Reşit Paşa’nın öldürülmesi en son noktayı getirdi. Sultan Abdülaziz’in yerine getirilen V.Murat’ın akli dengesinin yerinde olmadığının farkedilmesi üzerine yerine II.Abdülhamit geçirildi. Abdülhamit Meşrutiyetin ilanını kabul etmiş ancak kendi haklarını korumak için 113. maddenin konulmasında diretmişti. Mithat Paşa’nın başta hazırladığı 57 madde ve 9 bölümden oluşan projesinin kabul edilmemesi üzerine Mithat paşa ile 28 kişilik bir komite oluşturuldu ve Ziya Paşa ve Namık Kemal’in de yer aldığı heyet Kanun-i Esasi’yi oluşturdu. 23 Aralık 1876 tarihinde Kanun-i Esasi’nin kabulüyle Meşrutiyet ilan edildi. Mithat Paşa sadrazamlığa getirildi.
.
1877  Osmanlı-Rus Savaşı’nın başlaması üzerine II. Abdülhamit 113. maddeyi kullanarak meclisleri kapattı. Bunun üzerine 5 Şubat1877’de sadaretten uzaklaştırılan Mithat Paşa, Brindizi’ye kaçtı. 113. Madde; Ülkenin bir tarafında isyan çıkacağını gösteren kanıtlar görülürse, hükümet, o yerde geçici olarak sıkıyönetim ilan etme hakkına sahipti.
.
1878 İspanya, Paris ve Londra’da bir süre kaldıktan sonra 1878’de Suriye Valiliği’ne, getirildi.
.
1881 Abdülaziz’in intiharıyla ilgili soruşturma için çağırılınca İzmir’deki Fransız Konsolosluğu’na sığındı. Valilikten alındı. Abdülhamit’in tehditleri sonucu korunmasız kalınca Yıldız Sarayı’na getirilip sorgusu alındı. 1881’de mahkemesi sonucu Taif’e sürgüne gönderldi.  Edirne vilayetinde bir Ziraat Bankası kurulması için iki yabancıya hükümetçe izin verildi ancak sonuç başarısız oldu.
Banka yabancı ortak konusunda ilk girişimde bulundu.
.
1884  TAİF’TE KATLEDİLİŞLİ; 1884 yılında zindanda boğdurularak öldürüldü.

BU TARİHTEN SONRA MİLLİ MALİYE MÜCADELESİ KAYBEDİLMİŞ VE BÜTÜN BU ÇALIŞMALAR YABANCI KONTROLUNA GEÇMİŞTİR…

Ziraaat Bankası tarihi yeni kurulacak Türkiye devletinin hem mali haraketini, hemde yabancıların yeni oluşumdaki rollerininn izlenmesi yönünde önemli bir tarhi yol kaynağıdır, ayrıca yeni devlet Türkiyenin’de mali haraketlerini gösteren en önemli göstergedir…
.
1888 ZİRAAT BANKASININ KURULUŞU; 1888 15 Ağustos 1888’de Menafi Sandıkları’nın yerine işlevlerini üstlenecek modern finans kuruluşu olarak Ziraat Bankası resmen kurulmuş, o tarihte faaliyette bulunan Menafi Sandıkları da Banka şubelerine dönüştürülerek faaliyete başlamıştır.
I. Dünya Savaşı’ndan sonra ülkenin işgale uğraması üzerine işgal altındaki topraklarda bulunan şubeler, Yunanllılar’ın İzmir’de kurdukları “Ziraat Bankası İdare Merkezi”‘ne bağlanmıştı.

Ziraat Bankası Nizamnamesi yürürlüğe girdi (28 Ağustos).    Ziraat Bankası Umum Müdürlüğü faaliyete geçti (17 Eylül).    Mikail PORTAKALYAN Banka Umum Müdürlüğü görevine getirildi.    İlk defa faiz karşılığı mevduat kabul edildi.    Nominal sermayesi 10 milyon TL olan Ziraat Bankası hükümetin himayesinde ve Ticaret ve Nafia Nezareti’nin kontrolü altında bir devlet müessesesi oldu.
.

1892    Bankanın teftiş hizmetlerini kendi müfettişleri görmeye başladı.    Hazineye ilk kredi verildi.    Banka faaliyetleri daha etkin bir şekilde denetlenmeye başlandı.
.

1916     Ziraat Bankası Kanunu çıkarıldı (23 Mart).    Emil Kautz, Genel Müdürlük görevine getirildi.    Tarımsal işletmelere kredi, tahvil ve kefalet karşılığı avans kullandırılmaya başlandı.    İlk devlet tahvili satışı yapıldı.    Bugünkü Mevduat Sertifikası benzeri “Tevdiatı Nakdiye Senetleri” çıkarıldı.    Zirai alacaklarda ilk toplu erteleme yapıldı.    İlk tohumluk kredisi verildi.

.

1919    İzmir’i işgal eden Yunanlılar burada ayrı bir Ziraat Bankası İdare Merkezi oluşturarak, işgalleri altına giren şube ve sandıkları bu merkeze bağladılar.    Kurtuluş Savaşı sırasında oluşturulan Kuvayı Milliye müfrezelerinin giderlerinin karşılanabilmesi için Ziraat Bankası sandıklarından para alınıp askerlere teçhizat sağlandı.    İşgal, Banka bünyesini olumsuz şekilde etkiledi.

.

1920    Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla birlikte, TBMM’nin nüfuzu altındaki topraklarda bulunan şube ve sandıkların idaresi görevi; Ziraat Bankası Ankara Şubesi’ne verildi (23 Nisan).    Böylece Ziraat Bankası Milli Mücadele’de yerini aldı.    23 Haziran 1920’de Ahmet Kemal ILGAZ, Genel Müdürlük görevine getirildi.    06 Aralık 1920’de Hüseyin Avni ŞUŞUD, Genel Müdürlük görevine getirildi.  İzmir teşkilatı Ankara’ya tabi oldu (9 Eylül). İstanbul teşkilatı Ankara’ya tabi oldu.    Milli Mücadele’nin kazanılması ile Banka tekrar bütünlüğüne kavuştu (23 Ekim).
.

1923    Abdülkadir Zeki GÜÇLÜ, Genel Müdürlük görevine getirildi.    13 Ekim1923’te Emil KAUTZ, Genel Müdürlük görevine getirildi.    İlk tahsil senedi çıkarıldı.

.

1924    Ziraat Bankası’nı, kaynaklarını günlük ihtiyaçlara harcayan hükümetlerin siyasi etkisinden kurtarmak, gerçek sahipleri olan çiftçilerin eline ve yönetimine teslim etmek ve tarımsal kredilerle sınırlanmış olan faaliyetlerini genişletmek amacıyla; TBMM’de 444 sayılı Bütçe Kanunu kabul edildi (19 Mart)    Banka organları Umumi Heyet, Umumi Heyet Müfettişleri, İdare Meclisi ve Umum Müdürlük biçiminde oluşturuldu.    Prof. Leon MORF, Genel Müdürlük görevine getirildi.    Bütçe Kanunu ile Ziraat Bankası bir devlet müessesesi olmaktan çıkarıldı ve Anonim Şirket haline geldi.
.

1938    Umumi Heyet’in yetkilerini genişletmek üzere “Sermayesinin Tamamı Devlet Tarafından Verilmek Suretiyle Kurulan İktisadi Teşekküllerin Teşkilatıyla İdare ve Murakebeleri Hakkında Kanun” kabul edildi    3202 sayılı Kanun’da yer alan Murakıplar Heyeti 3460 sayılı Kanun’la kaldırılarak, bu görev Başbakanlığa bağlı olarak kurulan Umumi Murakebe Heyeti’ne verildi.    Nusret M. MERAY, Genel Müdürlük görevine getirildi.    Banka, bugünkü adıyla Yüksek Denetleme Kurulu tarafından denetlenmeye başlandı.
.

1945-
3202 sayılı Kanun’da hazırlanacağı belirtilen ve 198 maddeden oluşan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası (TCZB) Tüzüğü tamamlanarak yürürlüğe girdi.
TCZB Tüzüğü, Genel Müdürlük birimlerinde büyük çapta bir yeniden yapılanmayı gündeme getirdi.
.

1964    “Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun” ile “Umumi Heyet”, TBMM Genel Kurulu ve onun adına hareket eden “Kamu İktisadi Teşebbüsleri Karma Komisyonu” oluştu.    Umumi Murakebe Heyeti’nin görevini Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu üstlendi.
.

1975    Hamburg Temsilciliği açıldı.    Kıbrıs’ta Lefkoşe, Gazi Magosa ve Güzelyurt Şubeleri açıldı.
.

1977    Alınan yeni bir Yönetim Kurulu Kararıyla, “Yurt düzeyinde yaygın Ziraat Bankası teşkilatının verimli ve etkili bir yönetime kavuşması için gereken tedbirleri almak, faaliyetlerini yakından izlemek ve GenelMüdürlük’te oluşan kararların şubelerce tam ve doğru olarak uygulanmasını sağlamak amacıyla” Ege (İzmir), Marmara (İstanbul), İç Anadolu (Ankara), Doğu Anadolu (Erzurum) ve Güneydoğu Anadolu(Diyarbakır) Bölge Müdürlükleri kuruldu.    Artan şube sayısının bir gereği olarak merkezi yönetimden, yerinden yönetime geçilmeye başlandı.
.

1981    Rahmi ÖNEN, Genel Müdürlük görevine getirildi.    Bankamız tarihini sergilemek amacıyla Genel Müdürlük Şeref Salonu’nda Ziraat Bankası Müzesi açıldı.    Bu müze, Türkiye’nin ilk banka müzesi olma özelliği taşımaktadır.
.

1983    New York Temsilciliği, şubeye dönüştürüldü.    Duisburg, Berlin, Münih, Stuttgart ve Rotterdam Temsilcilikleri açıldı.
.

1986    Ankara ve İstanbul’da olmak üzere toplam 7 şubede “Bank 86″ adı altında geliştirilen proje kapsamında otomasyon ortamına geçildi.    Antalya ve Mersin Serbest Bölge Şubeleri kuruldu.
.

1988    Güneydoğu Anadolu Projesi Kredileri (GAP) Müdürlüğü kuruldu.    Ş.Coşkun ULUSOY, Genel Müdürlük görevine getirildi.    GAP bölgesi üreticilerine, bölgenin özelliklerine uygun kredi desteği verilmeye başlandı.    Euromoney dergisinin, ” Özkaynak Büyüklüğüne Göre İlk 500 Banka” sıralamasında Ziraat Bankası 452. oldu.    Tarımı desteklemede ilk kez bir bölge tek başına ele alınarak yeni bir anlayışın temelleri atıldı.
.

1989    Bankanın ihtiyaç duyduğu nitelikli personelin yetiştirilmesi amacıyla Bankacılık Okulu öğretime açıldı.    Bankers Trust International Ltd. liderliğindeki diğer katılımcı bankalar aracılığıyla Hazine garantisi olmaksızın 140 milyon dolarlık Temmuz 2001 vadeli, değişken faizli tahvil ihracı gerçekleştirildi.    Bankamızda ilk Yatırım Fonu (Fon I) kuruldu.    Ziraat Altın adı altında altın satışına başlandı.    İlk tüketici kredisi verildi.    İlk kredi kartı verildi.    Bingöl-Muş Kırsal Kalkınma Projesi başlatıldı.
.

1990    Ankara, İstanbul ve İzmir Bölgesi Dış Muameleler Şubelerimizin Genel Müdürlüğümüz üzerinden “Remote Work Station” olarak SWIFT -1 Sistemine bağlanması sağlandı.    Özel Tarımsal Krediler, Bireysel Bankacılık ve Bankacılık Kartları Müdürlükleri kuruldu.    “Self Servis Bankacılık” uygulaması başlatıldı.    ATM’lerin yanında, Türkiye’de ilk kez hizmete sunulan Yabancı Para Bozma Makinaları, Self Servis Danışma Terminalleri ve Sesli Mesaj Sistemleri ile bu proje; ülkenin ilk “İnsansız Elektronik Şube” mantığında çalışan ve 24 saat hizmet verme amacına yönelik bir atılım oldu.    Tahvil-Bono alım satımına başlandı.    Hisse Senedi alım satım işlemlerine başlandı.    Zirai kredi müşterileri müşterek borçlu ve kefillerin mağduriyetinin önlenmesi amacıyla Başak Sigorta ile imzalanan protokol çerçevesinde sigortalanmaya başlandı.    Fon II, III ve IV kuruldu.    İthal Süt Hayvancılığı Projesi başlatıldı.    Banka SWIFT’e geçerek dış işlemlerde de etkin olma isteğini ortaya koydu, ayrıca yeni ürünlerle her kesime hitap etmeyi amaçladı.
.

1993    İstanbul Şubesi’ne bağlı olarak İstanbul Takas İşlemleri Merkezi faaliyete geçti.    Tarım sektöründeki işletme kredilerine bir yıllık vade dönemi tanındı.    Ziraat Bank Moscow, Kazkommerts Ziraat International Bank (KZI Bank), Turkmen Turkish Commercial Bank (TTC Bank) ve Uzbekistan Turkish Bank (UT Bank) kuruldu ve faaliyete geçti.    Ziraat Bankası Euromoney dergisinin “İlk 500 Banka” sıralamasında 202., net kâra göre 41., öz kaynak kârlılığına göre dünya 1.’si, ve ‘‘Dünyanın En Hızlı Gelişen İlk 50 Bankası’’ sıralamasında da 12. oldu.
.

1998    Günün gelişen teknolojileri kullanılarak açık sistem mimarisi üzerine “Ziraat 2001” projesi taşındı. Bu proje Ankara’da 86 şubede, Microsoft Windows NT ve SQL veri tabanı üzerinden kullanılmaya başlandı.    Sofya Şubesi açıldı.    Stuttgart, Hannover, Frankfurt ve Duisburg Temsilcilikleri, şube olarak faaliyete geçti. Bankanın yazılım atağı, yeni ürün ve hizmetlerin sunumunu kolaylaştırdı.
.

199    1999 yıl sonu itibarıyla iştirak sayısı 21’e ulaştı.    Osman TUNABOYLU, Genel Müdürlük görevine getirildi.    Dövize endeksli, spot ve gün içi kredi uygulamaları başlatıldı.    Üsküp Şubesi faaliyete geçti.    Turkish-Ziraat Bank Bosnia D.D., VISA ve EUROPAY lisansı alarak Ziraat Kart A.Ş. koordinatörlüğünde Bosna-Hersek’te ilk kez “VISA acquiring” ve “issuing” işlemlerine başladı.    Berlin ve Münih Temsilcilikleri şube olarak faaliyete geçti.    Ziraat Bankası’nın teşkilat ağı daha da genişledi.
.

2000   25 Kasım 2000 tarihinde kabul edilen 4603 sayılı kanunla T.C. Ziraat Bankası, Anonim Şirket hâline getirildi.

.

2001    Kamu bankalarının yeniden yapılandırılmaları kapsamında, Ziraat Bankası 2001 yılından başlayarak büyük bir değişim içine girdi.    Şubat 2001 Krizi’nin ardından kamu bankaları, Vural Akışık başkanlığında ortak bir yönetim kurulu tarafından yönetilmeye başlandı.    Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü’ne Dr. Niyazi Erdoğan atandı.    Bankanın organizasyon yapısı, çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre tamamen değiştirildi.    Operasyon ağırlıklı bankacılık anlayışına, pazarlama nosyonu eklendi.    Emlak Bankası, Ziraat Bankası ile birleştirilerek kapatıldı.    37 adet merkez şube seçilerek, merkezi yönetimin bazı yetkileri bu şubelere devredildi.    Banka çalışanları özel hukuk hükümlerine göre çalıştırılmaya başlandı.
.
2002    Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Safa Ocak atandı.    Krizden sonra ilk krediler verilmeye başlan
.

2003    Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu Başkanlığı’na M. Zeki Sayın atandı.    Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü’ne Can Akın Çağlar atandı.
.

2005    Misyonunu başarı ile tamamlamasının ardından, Kamu Bankaları Ortak Yönetimi uygulaması sona erdi.    Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Prof. Dr. İlhan Uludağ atandı.
.

2009    Ziraat Bankası, Yunanistan’da Atina ve Gümücine şubelerini açtı.    Müşterilerin, işlemlerini uzman personelimiz ile karşılıklı olarak, anında, sesli ve görüntülü olarak yapabilecekleri Görüntülü İşlem Merkezleri(GİM) faaliyete geçti.
.

2010    Ziraat Bankası, Türkiye Kupası’nın isim hakkını satın aldı.    Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Muharrem KARSLI atandı.
.

2011    15.07.2011 tarihinde Hüseyin Aydın Genel Müdür olarak atandı.
.

AHİ EVRAN (d.1171-ö.12 Nisan 1261) BİR İMPARATORLUĞUN TEMEL TAŞI VE KAYBEDİLEN EN DEĞERLİ TOPLUM KURALI; TÜRKLERDE “BİLİM, SANAT VE ERDEMİ YAŞAM BİÇİMİ HALİNE GETİREN BİR KURUM OLARAK AHİLİK”

Osmanlı’da Ahiliğin kaldırılması ile toplumda merkezi kontrollu bir ahlak yönetimi başlamıştır, kısa sürede bu sistem bağımsız maliye düzenini oluşturmuştur, Galatadaki tüccarlar Osmanlının içersindeki ticareti tamamiyle kontrol eder duruma gelmiştir. Galata tüccarları,  savaşlarda güçsüz hale gelen Türk milletindeki mali düşkünlükten yararlanmışlar ve halkın maddi yönetimini ellerine gerçirmişlerdir.

Ayni zamanda Osmanlınında birçok  iç ve dış mücadelesi maliyesini zayıflatmıştır. Bu önemli mali sorunlar sarayın sosyal giderlerinin avrupa ülkelerinden sağlanmasıda ayrıca mali yük getirmiştir. Osmanlı tarihinin maliyesindeki bu kurtarma çalışmaları sonuç vermemiştir.

Osmanlı maliyesinin en büyük bilge insanı hayatını milletine adamış ve katledilmekten kurtulamamıştır.
.
OSMANLI’DA DÜNYADA İLK UÇAN İNSAN (HAZERFEN ÇELEBİ) KATLEDİLMİŞTİR
OSMANLI’DA DÜNYANIN EN BÜYÜK HARİTA BİLİMCİSİ DENİZCİ (PİRİ REİS) KATLEDİLMİŞTİR.
OSMANLIDA’Kİ BİRÇOK ÖVÜLEN BİLİM İNSANI GİBİ “ÖVÜLEN PAŞA”NIN DA SONU KATLEDİLMEK OLMUŞTUR.
600 YILLIK OSMANLI TARİHİ BU İBRET SAYFALARI İLE DOLUDUR
.


.

Hakkında admin

İlginize teşekkürler

Osmanlı devletinde takvim yaprakları örnekleri

Osmanlı’da Uluslararası saat sistemi ve Miladi takvim sisteminin kullanılması – Gazi Ahmet Muhtar Paşa (1839 – 1919)

  . Miladi takvim, İslami takvimden çok faklı bir takvimdir, İslami takvim anatomik takvimdir… Miladi …

aşıkpaşazade

Osmanlı’da fetret devri (1402-1413) ve Derviş Ahmet Âşıkî..

I. Bayezid, 1389’dan 1402 yılına kadar hükümdarlık yapmıştır, Kosova Meydan Muharebesi’nin son saatlerinde babasının (Sultan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi

*